Anasayfa / Roman / Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum – Mitka Grıbceva

Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum – Mitka Grıbceva

Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum – Mitka Grıbceva

Çocuk emeğine üçte bir ücret ödenirdi, kızların çoğu da çingeneydiler. Kadınların kiremithanede çalışması, en büyük yoksulluğun belirtisi sayılırdı köyde. Benden başka kiremit fabrikasında iki Bulgar kızı daha çalışıyordu -Vuna Rayçeva ile Denko Todorova. Kızların hepsi daha büyüktü benden, ama az zamanda dost oldum hepsiyle. Birlikte çiğnediğimiz çamur sanki yaşlarımızı eşitlemiş, akran yapmıştı bizi. Ama ne çamurdu o çamur! Makinede işlendikten sonra ölçülü parçalar halinde kesilirdi, sonra kalıplara basılması için uzun tezgahlara taşırdık sabahtan akşama dek. Yaş, yapışkan bir çamurdu. Çamur olurduk biz de. Kuru bir yerimiz kalmazdı. Çamur içinde, her zaman ıslaktı üstümüz, sarı-kahverengi bir renk alıyordu derimiz. Denizcilerin yürümesine benziyordu yürümemiz. Hafifçe sallanarak, bacaklarımız biraz ayrık olarak yürürdük. Dengeyi korumak için böyle yürümek gerekiyordu. Ama yine de çok kez ayağı kayıp düşenler, dizi dirseği berelenenler oluyordu. Çorbacının ekmeğini boşuna yiyorsunuz, diye hemen bağırıp sövüyordu usta.

Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum – Mitka Grıbceva

Acı gelirdi çorbacının ekmeği ama, ne de olsa, ekmekti.

Bizim evde bırak eti, şekeri, başka şeyleri, ekmek yoktu, ekmek. Annemin içini çeke çeke ağlamasını duyarak az mı uyandığım olurdu sabahları erkenden. Başını elleri arasına almış, sessizce ağlardı. Çünkü çocukları uykudan kalktıkları zaman, ellerine birer parça ekmek veremeyecekti. Oysa ki, uyanınca bizim ilk sözümüz şu idi:

— Anne, açız. Ekmek ver!

O yıllarda köyümüzde ne parti, ne de gençlik örgütü vardı. Kiremit fabrikasında işçiler doğrudan doğruya çorbacıyı bir velinimet sayarlardı. Çünkü ekmek veriyordu onlara. Tek bir yasa egemendi fabrikada: Azami kâr elde etmek. Ne işçilerin sağlığını düşünen, ne de sosyal sigorta vardı. Orada çalıştığım yıllarda birkaç ağır kaza oldu, ama herkes sanki Allahtan gelen bir kaza gibi ilgisizdi bu felaketler karşısında.

Kiremitleri kesen mengenede köydeşim Lilo Ralçev çalışıyordu. Birgün akşam üzeri, artık iyice yorulduğu bir sırada acele ederken elini mengeneye kaptırmış ve bir an içinde bileğine kadar un ufak olmuştu sağ eli. Acı acı bağırıyor, yerden yere vuruyordu kendini, kan fışkırıyordu elinden. Sonra birden sakinleşerek: “Ah elim, ah elceğizim… Kim bakacak çocuklarıma benim. Allahım, gitti elceğizim…” diye başladı ağlamaya.

İşçiler güç halle durdurabildiler kanı, yırtık bir gömlekle sıkıp bağladılar eli, sonra bir öküz arabasına bindirerek Lukovit kasabasına, hastaneye götürüldü.

Bay Lilo bir ay sonra köye döndü, ama eli, sakat kalmış olarak döndü. Kendisine aylık bağlanması için verdiği dilekçelere kulak asmıyordu hükümet. Kazaları önleyici hiçbir önlem de alınmıyordu işletmede.

Aradan çok geçmedi, başka bir kaza meydana geldi kiremit fabrikasında. Gergo Manovski’nin karısı yapağı yıkamaya gelmişti dereye. Fabrikaya da su oradan alınıyordu. Beş yaşlarındaki küçük kızcağızı Genka’yı da getirmişti yanında. Çocuk, dere boyunda durmaktan canı sıkılmış olacak ki, makinelerin gürültüsünü merak ederek bakmaya gitmiş. Bütün makineleri çeviren kayışa kızcağızın ne zaman yaklaştığını hiçbirimiz görmemiştik. Birden acı bir çocuk çığlığı hepimizi irkiltti. Kayış çocuğu kapmış, büyük bir hızla sürüklüyordu. Makinist hemen durdurdu motoru ama, kayış aldığı hızla hâlâ dönüyordu. Bütün işçiler oraya üşüştüler. Genka kayıştan kurtarıldığı zaman artık ağlaması, çığlıkları dinmişti. Kan içindeydi her yeri, kemikleri ezilmiş, kırılmıştı. Anası ne yapacağını bilemiyor, deli gibi yerden yere vuruyordu kendini. Hiç birimiz sokulup teselli vermeye cesaret edemiyorduk. Bir yerden bir kilim buldular ve çocuğu kilime koyup, Lukovit’e götürdü iki işçi. Hepsi sessizce bakıyordu uzaklaşan gruba. Ve sadece en ağır küfürler çıkıyordu üzüntülü işçilerin ağzından.

Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum - Mitka Grıbceva
Seni Halk Adına Ölüme Mahkum Ediyorum – Mitka Grıbceva

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir