Sahilde - Ian McEwan ⋆ E-KitapHane
Anasayfa / Roman / Sahilde – Ian McEwan

Sahilde – Ian McEwan

Sahilde – Ian McEwan

Edward’ın elini sıkarak, “Geliyorlar,” diye fısıldadı Florence, aniden samimileşmemesi için uyarmak istemişti onu. Garsonlar ellerinde et tabaklarıyla yaklaşıyorlardı, Edward’ın tabağındaki et Florence’inkinin iki katıydı. Şerili pandispanya, çedar peyniri ve naneli çikolata da getirip büfenin üzerine yerleştirdiler. Şöminenin yanındaki, kendilerini çağırmak için kullanılacak zil hakkında birtakım açıklamalar -sertçe bastırılıp tutulacaktı- geveledikten sonra odadan çıktılar, kapıyı da arkalarından özenle kapattılar. Koridorun öteki ucuna götürülen servis arabasının tıkırtısı duyuldu ve sonra, bir sessizliğin ardından, alt kattaki otel barından gelmesi olası bir bağırtı ya da yuh sesi; sonunda yeni evliler tam anlamıyla yalnız kalabildiler.

Sahilde – Ian McEwan

Rüzgârın yönünün değişmesi ya da kuvvetini artırması, kulaklarına sahilde çatlayan dalgaların sesini getirdi, sanki uzakta bir yerde bardaklar kırılıyordu. Pus kalkıyor, kıyı çizgisinin üstünden doğuya doğru kıvrılarak uzayan alçak tepelerin hatları kısmen ortaya çıkıyordu. Denizin ipeksi yüzeyini, ya da bir lagün ya da gökyüzü olabilecek ışıltılı, gri, düzgün bir yüzey görebiliyorlardı -hangisi olduğunu anlamak kolay değildi. Değişen esinti, aralık duran camlı kapıların arasından baştan çıkarıcı şekilde giriyor, taşıdığı oksijen ve açık havanın tuzlu kokusu, kolalı sofra örtüsüyle, peygamberçiçeği gibi katılaşmış salçalı sosla, ellerine aldıkları iyice parlatılmış gümüş çatal-bıçakla ters düşüyordu. Düğün yemeği çok doyurucu olmuş, çok uzun sürmüştü. Aç değildiler. Aslında isteselerdi tabaklarını bırakabilirler, şarap şişesini boynundan yakalayabilir, sahile koşup ayakkabılarını fırlatabilir ve özgürlüklerinin tadını çıkarabilirlerdi. Otelde onları durdurmak isteyecek kimse yoktu. Sonunda birer yetişkindiler, tatildeydiler, ne isterlerse onu yapabilirlerdi. Sadece birkaç yıl sonra, son derece sıradan gençlerin yapacağı türden bir şey olacaktı bu. Ama şimdilik, zamana uymalıydılar. Edward’la Florence yalnızlarken bile, kabul görmemiş binlerce kural hâlâ geçerli oluyordu. Yetişkin oldukları için başkalarının hazırlamak için zahmete girdikleri bir yemekten kalkıp gitmek gibi çocukça şeyler yapmıyorlardı. Ne de olsa akşam yemeği saatiydi. Çocukça davranmak da henüz kabul görmüyordu, ya da usul değildi.

Yine de sahil aklından çıkmıyordu Edward’ın, nasıl teklif edeceğini bilebilse ya da bir mazeret bulabilse doğruca çıkıp gitmeyi önerebilirdi. Florence’e, bir rehberden, binlerce yıldır bu kıyıları döven fırtınaların, on sekiz millik sahil boyunca, iriler doğu ucunda olmak üzere çakıl taşlarını büyüklüklerine göre eleyip sıraya koyduğunu okumuştu. Efsaneye göre, o yörenin balıkçıları geceleyin karaya çıkarken çakıl taşının iriliğine bakarak nerede bulunduklarını anlayabiliyorlardı. Florence birbirinden bir mil uzaklıkta iki noktadan toplayacakları birer avuç dolusu taşı kıyaslayıp bunun doğruluğunu kendilerinin görmesini önermişti. Burada oturmaktansa sahilde yürümek daha iyiydi. Zaten alçak olan tavan sanki Edward’ın kafasına daha da yaklaşmıştı, üstüne çökecek gibiydi. Tabağındaki koku, denizden gelen esintiyle birleşince evdeki köpeğin soluğu gibi yapışkan bir kokuya benzemişti. Belki Edward kendi kendine telkin ettiği kadar neşeli değildi. Düşüncelerini daraltan, konuşmasını engelleyen korkunç bir baskı hissediyor, şiddetli fiziksel bir rahatsızlık çekiyordu, pantolonu ya da iç çamaşırları daralmış gibiydi.

Sahilde - Ian McEwan
Sahilde – Ian McEwan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir