skype : tanitimhizmetleri@outlook.com Ekle ocuk
Anasayfa / Roman / Köpek Kalbi – Mihail Bulgakov

Köpek Kalbi – Mihail Bulgakov

Köpek Kalbi – Mihail Bulgakov

Bu korkunç günün ertesi sabahı, Topağın, içinde anlayamadığı bir huzursuzluk vardı. Sabah kahvaltısını isteksiz olarak mideye indirdi. Sıkıntılı bir vaziyette bekleme odasmda dolanıp, arada sırada aynadaki görüntüsüne havladı. Fakat daha sonra Zina’yla dışarı dolaşmaya çıkınca, can sıkıntıları gitti, gün normal akışına dönmeye başladı. Profesör salıları hasta kabul etmediğinden evde hiç hasta yoktu.

«Köpeklerin allahı» evde masasının başına geçmiş, resimli kimi kitapları karıştırmaktaydı. Yemek saati bekleniyordu. Mutfakta gördüğü gibi, hindi kızartması vardı yemekte. Koridordan geçerken, Filip Filippoviç’in masasının üzerindeki telefonun çaldığını duydu.

Filip Filippoviç ahizeyi kaldırdı, biraz dinledikten sonra hemen cevap verdi:

Köpek Kalbi – Mihail Bulgakov

— Çok güzel, hiç vakit geçirmeden getirin… Çok çabuk! Ondan sonra zili çaldı ve gelen Zina’ya hiç zaman yitirmeden yemek yemesi gerektiğini söyledi. Yemek odasından sağa sola koşuşan Zina’nm çıkardığı sesler ile tabak gürültüleri kaplamıştı ortalığı. Petrovna yemeğin daha hazır olmadığını söyleyerek sinirli sinirli sağa sola koşuşturuyordu. Köpeği ise yeniden efkâr basmıştı.

«Bu telâş insanı deli ediyor» diye düşünürken köpek; işler daha da kızışmıştı.

îlk olarak «ısırılmış» geldi. Elindeki kocaman valizden pis pis kokular saçarak, paltosunu dahi çıkartmadan, doğru ameliyat odasına yöneldi.

Filip Filippoviç kahvesini bile bitirmeden yerinden fırlayıp adamm arkasından odaya daldı.

— Ne zaman öldü?

— Üç saat önce, diye yanıtladı «ısırılmış».

«Kim öldü» diye sordu köpek kendi kendine. Bu sırada Filip Filippoviç’in bacakları arasında dolaşıyordu.

— Çekip bakayım ayaklarımın altından, diye gürledi Filip Filippoviç. Profesör odada fır dönmekte ve birtakım ziller çalmaktaydı, daha doğrusu köpeğe öyle geliyordu. Bu sırada Zina girdi odaya.

— Zina, Daria Petrovna’ya söyle telefon gelirse not alsın, hiç bir şekilde rahatsız edilmek istemiyorum. Sen bana lâzımsın. Doktor Bormental lütfen daha çabuk.

«Hiç hoşuma gitmiyor, hiç». Zina üzerinde bir önlükle geri gelmişti. «Acaba yemeğe mi gitsem, nasılsa burada işe yaramıyorum» diye düşündü köpek.

Ancak kendisini büyük bir sürpriz beklemekteydi:

— Topağa hiç bir şey vermeyin.

— Nasıl dikkat edelim ki?

— Kitleyin bir yere!

……ve banyoya kilitlendi Topak…

«Vahşiler» diye hayıflandı Topak, banyonun yanına çökerek «delirmiş bunlar.»

Karanlıkta ve ne düşüneceğini bilmeden, onbeş dar kika geçirdi.

«Pekâlâ, görürüz bakalım yarın ayakkabılarınız ne olacak sevgili Filip Filippoviç. Daha geçen gün yeni almıştınız onları… Bir çift daha almak zorunda kalınca anlayın. Bir daha köpekleri banyoya kapatmaya tövbe edersiniz».

Dalla küçükken arsa aralarında avare avare dolaştığı günler geldi aklına.

«Ama yok, burasım dünyadaki hiç bir özgürlüğe değişmem. Artık burası benim kendi evim, bağlı olduğum bir kral ve ona karşı sorumluluklarım var. Hem sonra özgürlükte neymiş?.. Bir dunlan bir serap… Bir efsane. Demokratların bir rüyasıdır özgürlük!». Ama çok geçmeden banyonun boşluğu tahammül edilmez bir hal aldı ve köpek kapıya atılarak tırmalamaya ve ulumaya başladı.

Köpek Kalbi - Mihail Bulgakov
Köpek Kalbi – Mihail Bulgakov

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir