Anasayfa / Edebiyat Kitapları / Karnavaldan Romana – Mikhail Bakhtin

Karnavaldan Romana – Mikhail Bakhtin

Karnavaldan Romana – Mikhail Bakhtin

Karnavaldan Romana – Mikhail Bakhtin Bu ilk düzey söz türlerinin farklı alanlarda, farklı toplumsal etkinlikleri olanaklı kılacak biçimde yeni kalıplar içinde birleştirilip dönüştürülmesiyle ikincil düzeydeki söz türleri oluşur; örneğin, hukukun, bilimin, siyasetin dili.

Karnavaldan Romana – Mikhail Bakhtin

Edebiyat da bu ikincil düzeyde bir söz türüdür. Edebi türler ise edebi yapıtların sınıflandırılmalarına yarayan edilgin kategoriler değil, toplumsal anlamlarla biçimsel kalıpların edebiyatın dili içinde kesişmesinin ürünü olan, bu dilde kurulabilecek olan sözcelerin ufuklarını belirleyerek tek tek yapıtları olanaklı kılan devingen yapılardır.

Bütün söz türleri bir yandan nesneye, yani konuşmanın konusuna, betimlediği duruma, dünyaya, bir yandan da dinleyene yönelik bir tutum içerir, bu iki tutum aracılığıyla tanımlanır. Edebi türler de hem yapıtlarda vücut bulabilecek dünya görüşleri, en geniş anlamıyla ideolojiler, hem de yapıtların okurlarına seslenme biçimleri, okurlarında uyandırdıkları beklentiler üzerinde sınırlamalar oluşturur. Aynı zamanda bu yapıtların hem çağdaşı olan diğer yapıtlarla hem de bütün bir edebiyat tarihiyle diyalog içinde biçimlenmesini sağlar. Birçok çağdaş eleştiri kuramında, örneğin yapısalcı ve yapısalcılık sonrası yaklaşımlarda daha çok metinlerin dünyadan ve tarihten kopuk, soyut bir “metinsellik” özelliği cinsinden tanımlanmasının bir terimi olan metinlerarasılık, Bakhtin için özellikle tarihsel bir anlam taşır ve doğrudan tür olgusuna bağlanır. Tür edebiyatın belleğidir. Her yapıt, kendini belli bir tür içinde konumlandırırken zorunlu olarak geçmişte o tür içinde konumlanmış başka yapıtları ve o türü biçimlendiren toplumsal koşulları “anımsar”.

Bütün edebi türler içinde romanın Bakhtin için çok özel bir anlam taşımasının nedenleri “Romanda Söylem”de dile getirilir. Bunların arasında belki de en önemlisi, romanın yalnızca bir söylem olmakla kalmayıp, aynı zamanda söylemin temsili olmasıdır. Yani roman, söylemlerin birbirleriyle nasıl karşılaştıklarını, bir başkasının sözünün nasıl çağrıldığını, nasıl yanıtlandığını, bir sözün başka bir söz içinde nasıl, hangi derecelerde varolabildiğim örneklemekle kalmaz, bizzat bu olguları resmeder, onları kendi söyleminin nesnesi kılar. Biçimsel özellikleri bu resmetmenin araçlarıdır, bir tür olarak onu tanımlayan da bu temsilin kendisidir. Bunun tek nedeni romanda yazarın ya da anlatıcının söyleminin yanısıra kahramanların konuşmalarının da yer alması değildir. Aynı durum zaman zaman şiirde de sözkonusu olabilir. Ama şiirin biçimsel olanakları bu durumdan söylemin toplumsallığını, diyalojik yönelimlerini ortaya koyacak biçimde yararlanmasına elverişli değildir; roman farklı sözceleme edimleri üzerine bir söz olabilirken şiir yalnızca “doğrudan” bir sözce olabilir çünkü biçimsel olanakları, toplumdaki ve dildeki çok katmanlılığı, merkezkaç kuvvetlerini bastırmaya yönelik tarihsel dürtülerin egemenliği altında oluşmuştur. Bir tür olarak bu dürtüleri “anımsar”, onların tarihi tarafından tanımlanır. Bu tarihin sağır kaldığı olgular,

Söylemin içinde varolan, söylemin ilkin tek bir dil içinde yeralan başkalarının sözceleri arasında . . ., ikinci olarak tek bir ulusal dil içinde barınan farklı “toplumsal diller” arasında, son olarak da aynı kültür , yani aynı toplumsal-ideolojik kavramsallaştırma ufku içinde bulunan farklı ulusal diller arasındaki diyalojik yönelişleri tarafından belirlenen olgulardır

Karnavaldan Romana - Mikhail Bakhtin
Karnavaldan Romana – Mikhail Bakhtin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir