Anasayfa / Roman / Hikayeler – Stefan Zweig

Hikayeler – Stefan Zweig

Hikayeler – Stefan Zweig

Hikayeler – Stefan ZweigAma bu yeni arkadaşlığın beklenmedik ve özel durumunun baskısı altında kalmayacak kadar akıllıydı da. Onu en çok zorlayan şey lâyık olamama ve boşluk duygusuydu.

Ben ona lâyık mıyım ki? Önünde daha okulu olan 12 yaşında, küçük bir oğlan çocuğu, akşamları başkaları tarafından yatmaya gönderilen bir çocuk.” Acıyla yüreği sızladı. Ben onun neyi olabilirim? Ona ne sunabilirim?” Aynı anda herhangi bir şekilde duygusunu gösterebilmekteki bu acı veren yetersizlik, onu mutsuz yapmıştı. Yoksa bir arkadaşının sevgisini kazanmış olsa, masasının bir kaç değerli şeyi, pullar, taşlar, çocukluktan kalanları paylaşacağı ilk kişi

Hikayeler – Stefan Zweig

olurdu, ama dün yaşanan kendisi için büyük anlamı ve garip bir çekiciliği olan şeylerin hepsi de bir seferde değerini kaybedecek gibi geliyordu ona, çocukça ve saygısızca. Zira bir kere bile -Sen-diye hitap etmeye cesaret edemediği, duygularını açıklamak için bir yol, bir imkân bulamadığı bu yeni arkadaşa ne sunabilirdi ki? Giderek kendini daha çok küçük, yarım, olgunlaşmamış olmaktan dolayı ezilmiş hissetmiş, daha önce böyle fırtınalı bir çocuk olmasına hiç lanet okumamıştı, hayalini kurduğu gibi başka birisi olmayı,- büyük ve güçlü bir adam, diğerleri gibi bir yetişkin olarak uyanmayı öylesine yürekten istiyordu ki.

Bu huzursuz düşünceler, erkek olmanın bu yenidünyasındaki ilk renkli hayalinden onu hızla uzaklaştırınca Edgar gülümseyerek uykuya dalmıştı. Neyse ki yarınki randevuyu hatırlaması uykusunu baltalamamıştı. Saat yedide çok geç kalmış olmanın korkusuyla sıçrayarak uyandı. Telaşla giyindi, başka zaman onu yataktan zorla çıkaran annesinin şaşkın bakışları altında odasındaki kapıyı açtı, annesinin başka sörular sormasına fırsat vermeden aşağı koştu. Dokuza kadar sabırsızca etrafta dolaştı, kahvaltı etmeyi bile unutmuştu, tek endişesi birlikte gezmeye gideceği arkadaşını çok bekletmekti.

930 da Baron nihayet kaygısızca salına salına geldi. Buluşmayı tabii ki çoktan unutmuştu, ama bir anda delikanlının merakla ona doğru fırladığını gördüğünde, onun bu tutkusu karşısında gülümsemek zorunda hissetti kendisini, verdiği sözü yerine getirmeliydi. Oğlanı kolunun altına aldı, birlikte gezintiye çıkmalarını ertelemek için yumuşak ama etkili oyalamayla ışıltılar saçarak aşağı yukarı dolaştırdı. Bir şeyi bekliyor gibiydi, en azından sinirli bir şekilde sık sık kapıya bakması bunu işaret ediyordu. Aniden toparlandığında, Edgar’ın annesi içeri girmiş ve her ikisine de dostça selam vererek yanlarına gelmişti. Edgar’ın değerli bir şey olarak sessizce gizlediği gezinti planını duyunca, gülümseyerek onaylamış, ama Baronun onlara katılma davetini de çabucak kabul etmesi üzerine Edgar hemen somurtup dudaklarını ısırmıştı. Annesinin oraya uğramak zorunda kalmasına ne kadar da kızmıştı! Bu gezinti sadece ona aitti ve arkadaşını annesine tanıştırdıysa bu sadece onun kendi iyiliğindendi, arkadaşını kimseyle paylaşmayı hiç istemiyordu, Baronun annesine gösterdiği dostluk karşısında da içini biraz kıskançlık da kaplamıştı hatta.

Hikayeler - Stefan Zweig
Hikayeler – Stefan Zweig

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir