skype : tanitimhizmetleri@outlook.com Ekle ocuk
Anasayfa / Roman / Denizi Yitiren Denizci – Yukio Mişima

Denizi Yitiren Denizci – Yukio Mişima

Denizi Yitiren Denizci – Yukio Mişima

Noboru deliği aradı. Bulmak kolay olmadı. Oymalı tahta kaplamaya ustaca gizlenmiş, kaplamanın üst kenarındaki dalgalı motifin altında kalan ufacık bir delik.

Noboru odasına döndü. Yerlere dağılmış çamaşırları topladı, çekmecelere doldurdu. Her şey eski haline dönünce, büyüklerin dikkatini konsola çekecek hiçbir şey yapmamaya ant içti.

Bu buluşundan kısa süre sonra, Noboru geceleri annesini gözetlemeye başladı. Özellikle annesinden azar ya da tokat yediği geceler yapıyordu bunu. Kapı kapanır kapanmaz, konsola koşuyor, çekmeceyi yerinden çıkarıyor, içeri odada yatmaya hazırlanan annesini tükenmez bir merakla seyrediyordu. Annesinin kendine iyi davrandığı geceler, hiç bakmıyordu delikten.

Denizi Yitiren Denizci – Yukio Mişima

Gecelerin henüz dayanılmayacak kadar sıcak olmamasına rağmen, yatağa girmeden önce annesinin birkaç dakika çırılçıplak oturma alışkanlığı olduğunu keşfetti. Annesi duvar aynasına çok yaklaştığında Noboru onu gözetlemekte zorlanıyordu, çünkü ayna delikten bakılınca görünmeyen bir köşede asılıydı.

Annesi daha otuz üçündeydi ve her hafta tenis oynadığı için biçimini yitirmeyen vücudu güzeldi. Genellikle kokulu suyla silindikten sonra doğru yatağa girerdi. Ama bazı geceler tuvalet masasının önündeki tabureye yan oturur, kokusu Noboru’nun burnuna kadar gelen kokulu parmaklarını baldırlarının arasına sıkıştırır, hastalıktan çökmüş gibi görünen gözlerle aynada profilini seyrederdi. Öyle gecelerde, annesinin tırnaklarındaki kırmızı ojeyi kan sanan Noboru titrerdi.

Kadın vücudunu hiç böylesine yakından görmemişti. Annesinin omuzları, denize inen yamaçlar gibi, yumuşak kıvrımlarla aşağı uzanıyordu. Boynu ve kolları güneşten hafifçe yanmıştı. Oysa göğsünden aşağı, içinde lamba yanıyormuşçasına ılık, yumuşak bir beyazlık başlıyordu. Dik göğüsleri bedeninden sertçe fırlıyor ve annesi onları elleriyle ovuşturduğu zaman gül pembesi göğüs uçları ürpererek dikleşiyordu. Noboru, annesinin titrek karnını ve çocuk doğurduğunu belirten izi görüyordu. Bunu, babasının çalışma odasındaki tozlu, kırmızı kaplı bir kitaptan öğrenmişti. Kitabı, en üstteki rafta, bir bahçecilik kitabı ile mesleki bir yıllık arasına tersine sıkıştırılmış olarak bulmuştu.

Sonra siyahlık. Görüş açısı pek iyi değildi. Ve Noboru gözpınarları acıyana kadar gözlerini yana çevirmek zorunda kalıyordu. Bildiği bütün açık saçık sözleri aklına getiriyordu. Ama yalnızca sözler, bu sık ormanı delip geçmeye yeterli değildi. Arkadaşları oraya “zavallı boş evcik” adını boşuna takmamışlardı belki de. Noboru bu boşluğun kendi dünyasındaki boşlukla ilintili olup olmadığını merak ederdi.

Noboru on üçüne geldiğinde kendine, dehasına iyice inanıyor (çetedekilerin her biri de aynı kanıdaydı), yaşamın biriki basit belirti ve karardan oluştuğunu; ölümün doğum ânında kök saldığını ve insanın ömür boyu bu kökü sulayıp yetiştirmekle yükümlü olduğunu düşünüyordu. Ona göre, üreme uydurma bir masaldı. Öyle olunca toplum da uydurma demekti. Babalar ve öğretmenler, baba ve öğretmen oldukları için, bağışlanmaz bir günah işliyorlardı. Bu yüzden kendisi sekiz yaşındayken babasının ölmesi, övünülecek, sevinilecek bir olay olmuştu Noboru’nun gözünde.

Ay ışığı olan gecelerde annesi lambaları söndürür, aynanın karşısında çıplak dururdu. Öyle gecelerde Noboru, boşluk duygusunun tedirginliğinde saatlerce uyanık yatardı. Ay ışığı ve yumuşak gölgeler arasında bir çirkinlik yayılır, bütün dünyayı kaplardı. Bir amip olsaydım, sürekli bölünebilir bir tekhücreli olsaydım, çirkinliği yenerdim, diye düşünürdü. Oysa insan, hiçbir şeyi yenebilecek oranda ufak ya da büyük değildi.

Noboru yatağında yatarken, gemi düdükleri açık pencereden karabasanlar gibi süzülüp kulaklarını tırmalardı. Annesinin ona iyi davrandığı geceler, Noboru delikten bakmadan uyuyabilirdi. O zaman da annesini düşünde görürdü.

Denizi Yitiren Denizci - Yukio Mişima
Denizi Yitiren Denizci – Yukio Mişima

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir