Bütün Ölülerin Derileri Aynıdır - Boris Vian ⋆ E-KitapHane
Anasayfa / Roman / Bütün Ölülerin Derileri Aynıdır – Boris Vian

Bütün Ölülerin Derileri Aynıdır – Boris Vian

Bütün Ölülerin Derileri Aynıdır – Boris Vian

Kendimi kandırıyordum. Yalnızca kendimi kandırıyordum. Beyaz olmak o kadar da kötü değildi. Yatağında beyaz bir kadın olması. Adam olabilecek beyaz bir çocuğunun olması.

Niçin hâlâ esniyordu şu Jim?

— İyi akşamlar … dedim ona.

Kapıyı ittim, gerindim ve çıktım. İstasyon uzakta değildi.

Kanm da uzakta değildi. Böbreklerinden biraz rahatsız … Tırnakları sırtımda … Hayır. Yine formumdaydım.

New York’ta ilkbahar hiçbir yerdekine benzemez.

Metro. Bir çeyrek saat. Hâlâ insanlar var. Evim. Sessiz ve sakin.

Bütün Ölülerin Derileri Aynıdır – Boris Vian

Viski kokusu kapıda, smokinimle birlikte asılı kalmıştı. Ama kadın kokusu hâlâ ellerimdeydi. Güzel bir koku. Mavi gözlü, babası İrlandalı olan kızın kokusu.

Üç katı çıt çıkarmadan çıktım. Her zamanki gibi yarıı bükük bir gövdeyle. Üç anahtarım da cebimde şakır şukur ötüyordu. Gerekenli olanı kalınlığından tanıdım. İşte o.

Kapı açıldı. Doğal olarak.

Kapıyı kapadım ve ışığı yakmadan, el yordamıyla banyoya doğru yöneldim.

Tam o sırada, karanlıkta uzanmış bir gövdeye takıldım ve düştüm. Tam üstüne.

Bir saniyede ondan kurtuldum ve lambanın düğmesine doğru atıldım. Etraf aydınlandı. Dimdik, olduğum yere mıhlandım kaldım. Uyanmamıştı, şimdi de horluyordu. Besbelli sarhoştu. Bu pis zenci. Richard. Berbat bir haldeydi ve çiroz gibi sıskaydı. İğrenç kokuyordu. Bulunduğum yerden bile alıyordum kokusunu. Kalbim düzensizce, kıvranan bir hayvan gibi çarpıyordu göğsümde ve bir adım daha ilerlemeye korkuyordum. Sheila’nın gerçeği anlayıp anlamadığına bakacak cesaretim yoktu. Arkamda gömme bir dolap vardı. Richard’dan gözlerimi ayırmadan açtım ve el yordamıyla rye1 şişesini buldum; içtim . . . Dört, beş yudum. Ama Richard hâlâ önümdeydi ve odanın açık kapısından hiçbir ses gelmiyordu. Dünya ölmüştü ve çevremde uyuyordu. Ellerime baktım. Suratıma dokundum. Richard’a bakıp gülmeye başladım, çünkü kardeşimdi ve beni bulmuştu.
Kımıldamaya başladı ve ona yaklaştım. Bir elinden hafifçe kaldırdım. Yarı uyuklar bir haldeydi ve onu dürttüm.

— Uyan, it.

— Ne var? dedi.

Gözlerini açtı ve beni gördü. Surat ifadesi değişmemişti.

— Ne bok yemeye geldin buraya?

— Seni buldum, Dan. Görüyor musun, seni buldum. Tanrı seni bulmamı çok istedi.

— Sheila nerede?

— Sheila da kim? dedi.

— Kim açtı kapıyı sana?

— Kendim girdim . .. Kimse yoktu.

Onu orada bıraktım ve odaya koştum. Bu işler için kullandığımız konsolun üzerinde Sheila’nın kısa notunu gördüm: “Bebekle annemdeyiz. Öpücükler.”

Konsola dayandım kaldım. Kafam iyiydi de elim ayağım tutmuyordu. Yavaşça hole geri döndüm.

— Defol buradan!

— Ama Dan . . .

— Defol. Haydi. Çabuk. Seni tanımıyorum.

— Ama Dan, Tanrı seni bulmamı sağladı.

— Defol, dedim sana!

— Hiç param yok.

Bütün Ölülerin Derileri Aynıdır - Boris Vian
Bütün Ölülerin Derileri Aynıdır – Boris Vian

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir