Anasayfa / Hikaye / Britanya Edebiyatından Öyküler

Britanya Edebiyatından Öyküler

Britanya Edebiyatından Öyküler

Natüralizm yazarların, alt sınıflardan gelen insanların gündelik yaşamlarını, fakirlik, alkolizm ve fahişelik gibi sorunlarını bilimsel bir nesnellik ve mesafeyle yorumsuz aktarmalarını öngörür. Bu akıma göre insan toplumsal, ekonomik ve biyolojik etkenlerin bir ürünüdür; yaşadığı çevre ve anne babasından kalıtımsal olarak geçen genetik özellikleri kimliğini belirleyen en önemli etmenlerdir.

Natüralist felsefe, bu iki etkene dikkat çeken Charles Darwin (1809-1883), Karl Marx (1818-1883) ve Hippolyte Taine’in (1823-1893) kuramlarından etkiler taşımaktadır. Darwin, yeryüzünde var olan her biyolojik türün gelişiminin, var olmaya devam etmesi ya da yeryüzünden silinmesinin, iklim gibi çevre koşullarına ne denli uyum gösterdiğine bağlı olduğunu öne sürer. Taine de çevrenin ve kalıtımın önemini vurgular.

Darwin ve Taine bu görüşleriyle öykü yazarlarından çok roman yazarlarının, karakterlerin yaşadığı çevreleri gerçekçi bir biçimde en ince ayrıntısına kadar betimlemelerine neden olmuştur. Marx da tüm entelektüel, toplumsal ve siyasal yaşamı yönlendiren etmenin ekonomi olduğunu savunarak, natüralizmin, insanın yönlendiremediği güçler karşısında edilgen bir biçimde boyun eğip kendi yaşamı üzerindeki kontrolünü yitirdiği düşüncesini pekiştirmiştir.

Britanya Edebiyatından Öyküler

Fantastik öğelerden tam kopamayan Gogol, yine de kısa öykünün bakışını sıradan insanların yaşamlarına çevirip öyküye, idealize edilmiş bir dünya yerine, yeryüzünde var olan bu dünyayı yansıtabilecek görselliği ve ahlak derslerine yer vermeyen nesnelliği katmıştır, öykü, belirgin bir özenle belli bir doruk noktasına doğru ilerlemek yerine, doğal bir akış sergilemektedir artık. Tolstoy’un toplumsal bilinci ise, yine sıradan insanların sorunlarına eğilmesine yol açmış, ama aynı zamanda gerçekçi öykülerinin duruluğunu ahlaki öğretilerle bozmasına neden olmuştur. Fransa’daysa Zola Le Roman Experimental (1880, Deneysel Roman) adlı yapıtında natüralizmi tartışmıştır. Yazarı, laboratuvarında deneyler gerçekleştiren bir bilim adamına, iki maddenin bir araya gelmesiyle oluşan reaksiyonu da karakterin yaşadığı çevrenin onun üzerinde yaptığı etkiye benzetmiştir.

İngiltere’de kısa öyküye yeni bir kimlik kazandıran bu yazarlar arasında Çehov ve Maupassant’ın yerleri apayrıdır, zira gerçek modernizm onlarla başlar. Çehov örneğin Skazki Melpomeny (1884, Melpomeney öyküleri) ve V Sumerhakh (1887, Alacakaranlıkta) adını taşıyan öykü derlemeleriyle “Palata No. 6” (1892, “6 No’lu Koğuş”) ve “Step” (1892, “Bozkır”) gibi çok tanınmış öyküler yazmıştır. Çehov modern kısa öykü anlayışını yazdığı mektuplarda da açık seçik dile getirmiştir. Kardeşi Alexander P. Çehov’a yazdığı bir mektupta, bir karakterin psikolojisini anlatmanın yolunun somut ayrıntılardan geçtiğini vurgular. Uzun uzun karakteri anlatıp yargılamak yerine, karakter özelliklerini, konuşmaları ve düşünceleri yoluyla dolaylı bir biçimde anlatmasını öğütler.

Britanya Edebiyatından Öyküler - Esra Melikoğlu Lale Akalın
Britanya Edebiyatından Öyküler – Esra Melikoğlu Lale Akalın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir